Vixeran İle Bitkilerinize Doğadan Taze Bir Nefes!

Tarim Blogları

Tarımsal üretimde verimli bir sezon için en temel gerekliliklerden biri olan bitki besleme, verim hedefinin yanı sıra topraktaki besinlerin sürdürülebilirliği için de kritik bir öneme sahiptir. Bitkilerin metabolizmalarının doğru çalışması ve büyümesi için gereken tüm elementlere besin elementi adı verilir. Bitkiler gereksinim duydukları besin elementlerinin büyük bir bölümünü geliştikleri ortamdan toprak altı organlarıyla (kök sistemleriyle) ve az bir bölümünü de toprak üstü organlarıyla (gövde, dal, yaprak vb.,) alırlar. 

Kaliteli ve verimli ürünler yetiştirmek için bitki besin elementlerinin toprakta ve yetiştirme ortamında yeterli ve dengeli miktarda bulunması önemlidir. Bu elementlerin bir bölümü bitkiler için hayati önem taşımaktadır. 

Yaşamsal öneme sahip olan Azot bunlardan biridir. Azot, bitkiler tarafından nitrat (NO3) ve amonyum (NH4) iyonları şeklinde alınır. Genel olarak bitkinin azot gereksinimleri vejetatif gelişme dönemlerinde daha yüksektir.  

Bitkilerde meydana gelen fizyolojik ve biyokimyasal tepkimelerde azotun rolü çok önemlidir. Çünkü azot proteinlerden nükleik asitlere değin pek çok organik bileşiğin ve hücre duvarının yapısında bulunur. Ayrıca klorofil molekülünün de temelini oluşturmaktadır. 

Azot bitkilerde fotosenteze, vejetatif ve generatif gelişmeye, verim ve kaliteye direkt olarak etki etmektedir. Azot noksanlığı durumunda bitkinin gelişim yavaşlar, verim ve kalitede önemli kayıplar meydana gelir. Bu nedenle azot tarımsal üretimi kısıtlayan en önemli bitki besin elementlerinden birisidir.  

Azot, toplam bitki ağırlığında az bir paya sahip olmasına karşılık, metabolizmada hayati rol oynamaktadır. Çünkü bitkide azotun %90’dan daha fazlası proteinlerin yapısında yer alır.  

Yoğun tarım yapılan alanlarda ürün verimliliğini artırmak amacı ile azotlu kimyasal gübre kullanımı yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Sürekli artan nüfusun ihtiyaç duyduğu gıda maddelerinin karşılanması ve toprak ve su sağlığının sürdürülebilir bir şekilde korunması amacı ile azotlu gübre kullanımının kontrollü bir şekilde yapılması gerekmektedir. Aşırı ve bilinçsiz gübreleme sonucunda zamanla toprakta nitrat birikmesi olmakta yağmur ve sulama ile toprakta biriken nitrat yıkanarak taban suyuna karışmaktadır.  

Azotun etkinliğini artırmak için azot metabolizmasının fizyolojik, biyokimyasal ve genetik yönlerinin iyi bilinmesi gerekir. Bitkinin azot ihtiyacının tam karşılanmaması halinde düşük verim alınmakta, fazla gübreleme ile ise, çevre kirliliği oluşmakta, gübre maliyeti nedeniyle de ekonomik kayıplar olmaktadır. Tüm bu nedenlerle verim artışı ve sürdürülebilir üretimde iyi bir gübreleme programı çok önem kazanmaktadır. Bitkisel üretimde azot yönetimini iyi anlamamız ve uygulamamız gerekmektedir. 

Bu bağlamda yeni teknolojilere bağlı olarak yeni çözümler üretme ihtiyacı doğmuştur. Sürdürülebilir gıda için yenilikçi yaklaşımlar tüm dünyada öne çıkmaktadır.  Bu noktada yeni geliştirdiğimiz ürünümüz Vixeran ile üreticilerimizin yanındayız. 

Azotun, bitki metabolizmasındaki ihtiyacına uygun miktarda verilmesi ve kullanım etkinliğinin artırılması çok önemlidir. Bitkiler azotu atmosferden doğrudan kullanamazlar ayrıca toprakta bulunan azotun da bitkilere yarayışlı hale gelmesi için azot fiksasyonu adı verilen bir süreçten geçmesi gereklidir. Azot fiksasyonu, toprakta doğal bir azot döngüsü oluşturur ve toprak verimliliğini artırır. Bu da doğal ekosistemde azot döngüsünü destekleyerek sürdürülebilir tarım uygulamalarına katkı sağlar. 

Azot Fiksasyonu Nedir? 

Azot fiksasyonu, atmosferde bulunan azotun bitkilerin kullanabileceği amonyum ya da nitrat formuna dönüştürülmesi sürecidir. Bu olay iki farklı şekilde gerçekleşmektedir. İlki simbiyotik yolla oluşan azot fiksasyonudur. Simbiyotik yaşayan bakterilerle yapılan azot fiksasyonuna simbiyotik azot fiksasyonu denir. Simbiyotik ilişkide mikroorganizma konukçu bitkiye azot sağlamakta, konukçu bitki ise mikroorganizmalara çözünebilir karbonhidrat temin etmektedir. Başlıca simbiyotik yaşama giren mikroorganizmalar Rhizobium türleri ve Aktinomisetlerdir. Aktinomisetlerin azot fiksasyonu özellikle ormanlık alanlarda söz konusudur. Tarım alanları için ise en etkili olanlar baklagillerle kurdukları ortak yaşam sonucunda azot fikse eden Rhizobium türleridir.  

Diğer biyolojik fiksasyon ise simbiyotik olmayan yolla azot fiksasyonudur. Atmosfer azotunun, serbest yaşayan bakteriler tarafından fikse edilmesine simbiyotik olmayan yolla azot fiksasyonu denir. Simbiyotik olmayan yolla azot fikse ettiği bilinen en önemli bakteri Azotobacter'dir  

Azotobacter’ler toprakta yaşarlar ve atmosferik azotu bitkinin kullanabileceği forma dönüştüren simbiyotik olmayan bakterilerdir. Azotobacter türlerinin toprağın mineral dengesine olumlu yönde katkı sağladığı, bitkilerde büyümeyi teşvik ettiği ve özellikle toplam verim ve kuru madde artışında etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca bu bakteriler domates, pamuk, buğday gibi bitkilerde hastalık oluşturan patojen funguslarla mücadele de önemli katkı sağlamaktadır. 

Vixeran, Azotobacter salinestris CECT 9690 ırkını içermektedir. Vixeran, diğer bitki koruma ürünleri ve gübreler ile karışabilirlik sunarak kullanımda kolaylık sağlamaktadır. Uygulama sonrasında bakteriler yaprak, kök ve kök bölgesi yardımı ile bitkinin bünyesinde kolonize olarak azottan maksimum düzeyde bitkinin faydalanmasını sağlamaktadır.  

 Vixeran, üç farklı şekilde bitkiye faydalı halde bulunmaktadır (Şekil 1). Endofitik olarak bitkinin yapraklarından ve köklerinden bitkiye giriş yaparak yarayışlı azotun alımını sağlar. 

 

bitkilerde azot verimliliği

Şekil 1. Azot kullanım verimliliği 

 Ayrıca üçüncü olarak ise kök bölgesindeki kolonizasyon yolu ile de azotun fikse edilmesini sağlamaktadır (Şekil 2). Yapılan birçok çalışmaya göre yüksek sıcaklık, düşük nem gibi ekstrem çevre koşullarında Azotobacter salinestris’in kök bölgesinde iyi bir şekilde kolonize olduğu belirlenmiştir.  

3

 

Şekil 2. Buğday kökünde Azotobacter salinestris (sarı) tarafından gerçekleşmiş kolonizasyon  

Sonuç olarak artan dünya nüfusunun beslenmesinde birim alandan daha fazla ürün almak için gübrelemenin yeri çok önemlidir. Birim alandan daha fazla ürün almak adına gereğinden fazla kullanılan sentetik gübreler çevre sağlığını olumsuz yönde etkilemekte ve insan sağlığında da ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Yapılan gereğinden fazla uygulamalar karbon ayak izinin artmasına ve iklim krizlerine sebep olmaktadır. Çevre sağlığının korunması amacı ile yeni teknolojik uygulamalar da sentetik gübre kullanımının azaltılması ve buna bağlı olarak Vixeran gibi biyolojik ürünlerin kullanılması iklim krizi ile de mücadele açısından büyük önem kazanmaktadır.  

Yazar

Seda Sahin
Seda Şahin
perm_identity
Ziraat Mühendisi